HUZUR
Esasında hayat o kadar basit ki. Zorlaştıran, sorunları zaman zaman içinden çıkılmaz haline getiren hep bizleriz. Kendi beynimiz.Biz istemezsek kimse bizi üzemez. İzin veren bizleriz. Sonra üzülen, pişman olan da.
Tılsımlı kelime sanırım “huzur.� Kendimizle, yaşadığımız gerçeklerle barışık olma halinin adı bu.
Hepimiz bir şekilde onun peşindeyiz. Huzurluyken mutluyuz çünkü. Nefes aldığımızı hissettiğimiz anlar onlar. “İyi ki varım� dediğimiz…
Ne zaman biteceği belirsiz bu hayat denen deneyim oyununda huzur herşeyin başı ise bizim atabileceğimiz basit adımlar var mı?
 Beynimizi yönetme adına…Beyinsizlere lafımız yok tabi. Ama beyinsizlerde kıymetli çünkü koftiden detaylara takılıp zararsız oldukları için.
Bazı gerçekleri kabul edelim: Ben kusursuz değilim. Ayrıca hayat da adil değil.
Ruh durumu diye bir şey var. Moralimin bozuk olduğu zamanlar beni yanıltmasın. Olumlu ve olumsuz tüm düşüncelerde
‘kartopunun çığ gibi        büyüme etkisi’ var. Olumsuz düşüncelerin zihin payını azaltmak bizim elimizde.
Bugünü son günümüzmüş gibi yaşarsak ufak şeyler dert olmaz. Bir yıl sonra bunlar bize zaten önemsiz gelecek.
İçinde bulunduğunuz anı yaşamayı öğrenebiliriz. Gözler resim çeksin. Duyduklarımız müziğe, kokular parfüme,
yemekler şölene dönsün. Biz   istersek her dokunuş başka bir anlam ifade edemez mi?
 ‘Daha fazlası’ hep daha iyi mi? Sahip olmak istediğimiz şeyleri değil, elimizde olanları düşünürsek hayat daha basitleşiyor.
 Yaşamda en güzel  şeyler zaten bedava. Olağan şeylerde olağanüstülük var, yeter ki bunları görebilmeyi öğretelim gözlerimize.
Strese dayanma gücümüz artsın. Biraz sabır. Bu da geçer. Gevşe biraz! [’Demek kolay’ dediğinizi duyar gibiyim!
 Evet doğru, ancak önce ‘diyerek’ başlayacağız.]
Gördüğümüz her şeyde Allah’tan bir eser  var. Kendimizi iyi hissettiğiniz zaman şükretmek, kötü hissettiğiniz zaman ılımlı olmak…
Her gün kendimize ve iç dünyamıza biraz zaman ayırmalı. Hatta görüşleri ile uyuÅŸmadık kitaplar ve Â
insanlarla da meşgul olabiliriz .Değişiklik adına.
Önce karşımızdaki kişiyi anlamayı hedeflemek. Yani ön yargılardan uzak, başka insanların yaşam ve davranış
 tercihlerini incelemekten keyif alan bir tutum. Herkes farklı, buna saygı göstermeli. Bir davranışın ardındakini
görmeye çalışırsak doğal olarak o kişiyi daha iyi anlarız. Kişilerin fikirlerinde biraz bile olsa doğruluk payı
arayabilirsek de hoşgörü limitimiz artacak.
Daha iyi bir dinleyici olabiliriz. Kimsenin sözünü kesmeden, cümlesini bizim bitirmediğimiz…
Konuşmadan önce derin bir soluk almak kritik bir beceri.
Hayata dair kendimize özgü bir “başarı� tanımı olmasında fayda var. Hiç bitmeyen hayallerimizin de eksik olmammalı
.Zaman zaman Başarısız olup çuvallayıp, sermayeden yesekte karizmayı ayakta tutmakta önemli.
Hayallere kapılıp gerçeği bırakan ve cıscıbıldak ortada kalmaktanda kendimizi korumalıyız.Nasıl koruyacaz,
 düşüneni ve teçrübeliyi  yanımızdan eksik etmeyerek..
Yok bunların aksini yaparak ben bilirim derseniz bir ileri iki geri gider gelirsiniz!
Savaşlarımızı akıllıca seçebiliriz. Zayıf rakipleri yenmektense zorlu yarışlarda kaybetmek daha
kalıcı deneyimler kazandırıyor. Vuruştuğunuza deysin.
Bırakalım çoğu zaman başkaları haklı olsun. ‘Gönlü bol’ olmayı ‘haklı’ olmaya yeğleyebiliriz.
‘Bilmemenin’ verdiği rahatlığı duyun. Sizden başka herkesin bilgili olduğunu düşünün. [Bu arada bırakın bilgili insanlar da
bilgilerini sizlerle paylaşsın. Hem onlar mutlu olsun, hem de siz bilgi dağarcığınızı büyütün:Dinlemenin
önemini biseydiniz hiç konuşmazdınız!derim]
Birisi bize topu atarsa, bunu tutmak zorunda değiliz. Topu bize atmak onların tercihi idi, tutup tutmamak da bizim.
Bırakalım ilgiyi başkaları toplasın. İpin ucunu biraz bırakmanın bilinci bile keyifli bir durum.
 Yanlız ipin uçuda sizin elde ,boynumuza geçen ipte sizin elinizde olmak şartıyla. İradeyi başkasına
 kaptırdınızmı yok sizin kurtuluşunuz.Bir karış çıkar diliniz.
Kendimizle dalga geçmeyi bilmek önemli bir beceri. Örneğin; sırf gırgır olsun diye, size yöneltilen
eleştiriyi kabul edin. Göreceksiniz canınız yanmayacak.
Unutma görülen bilinen kusur olmaz. Eksiğiniz varsa hayatta çiçek ekin üstüne ,bakan insan size görmeli üstünüzde çiçeği.
Suçluluğu değil masumiyeti görmeye çalışmak içimizdeki vicdanı ne kadar çıkardığımızla ilintili.
 Başkalarını suçlamayı bırakın. Eleştirme isteğinizi bastırın.
Sevgiyi yaşamın önceliği yapmak da sevgi kapasitesini arttırmakla ilgili. Sevgi elini önce biz uzatabiliriz.
Rasgele iyilikler yapmak tarifsiz bir duygu. Yardım etmeye çalışırken önceliği küçük şeylere vermeli.
 Kimseye yaptığımız iyiliklerden bahsetmeye de gerek yok tabii ki.
Sahip olduğumuzu düşündüklerimiz esasında bizde birer emanet. Herşeyin bir başlangıcı ve bir sonu var.
Başlangıçtan sonuna en kıymetlenen dostluktur. Dostluk eskidikçe kıymetlenir. Dostluklara küslükle ara vermeyin.
  Demesi kolay gelir bana, gelde verme.
Yüreğimizin sezgisine ve iç sesimize güvenelim. Duygularımız bize bir şey söylemeye çalışıyorlar. Genelde de yanılmıyorlar.
 Varsa içinde saf köylülük inanma sen o duyguya. Yalan da söyler sana.Bak sen o zaman aklına.
Huzur istiyorsan dünyada sahipsiz değilsin bil önce.Aynada nasıl gördüğün sensen eğer , dünyada her ne yaşıyorsan sebep de senden.
Boş olma sevgili ol.İnsan ol seven ol,affediçi,sabırlı olsun her halin. Yaşamak yaşadığını farketmenle başlar.
 “Yaşadığımız her günü dolu dolu yaşayalım. Kalp kırmayıp, kalpleri coşturalım.� İyi insan kelimesinin hakkını verelim.
Meydanı boş bulduk atıp tutarız, Söylediklerimiz yaptıklarımıza tutmaz, bizim nasihatımız geçmez boş lakırtı olup havada uçar.
Sözün büyüğü lazım bize Şah damarımızdan dan vursa ,Kalp mührümüzü kırıp her iki dünyamızı sevindirse.
Pirimiz Hz. Mevlanayı dinle ne de güzel söyler. Ağlamayana ayıp olsun bizim bu kepazeliğimize. Ne güzel söylemiş yaşayıpta söyleyen.
Mevlana Hz. yazmış şimdi onu oku.
Bu dünyada ne kimseye Uymuşluğumuz var, Ne şu atlas kubbe altında Ev kurmuşluğumuz. Biz susuz kalmışız, İçtikçe içiyoruz. Güzel bir sarhoşluğumuz var, Güzel, hiç doymayan. Rahmet denizinin dalgasıdır bu; Bir saman çöpünden baska bir şey değildir Bu dalganın üstünde düşman.
Aşağılık kişinin peşine düşmemeyi Şiar edindik biz. Gönül dalgasını bırakmamayı Şiar edindik. Şu yokluk yurdunda Nuh ve Halil gibi, Ölmezlik denen yerde Aşk çardağı kurmak varken, Burnu büyük Âd ve Semud gibi Köşkler kurmamayı, Kafdağı’nda avlanmak dururken Gerkeş gibi leş avlamamayı, İyi yürekli, tertemiz dostları bırakıp Kahpeleri aldatan dev’e yönelmemeyi, Şu kara toprağa meyvesi cefa olan Fidanı dikmemeyi, Kafiyeye de, siire de önem vermemeyi, Bizden olmayan şeylere Pek aldırış etmemeyi Şiar edindik.
Not: birde internette yazı yazma tekniğini öğrensek, hediye gözlük verilmez kiralanır!
Â
Â