Gâzzizâde Abdüllâtif Efendi (1776-1831)Bursa’da doğup büyümüş mutasavvıflarımızdandır. Onun hayatı ve eserlerine tesir eden en büyük etken hiç şüphesiz ki içinde bulunduğu ortamdır. Türkiye’nin ilim tarihi incelendiğinde görülecektir ki Bursa’nın ve İznik’in müstesna bir yeri vardır. İstanbul’un fethinden önce merkez durumunda bulunan şehir yüzyıllardır âlimleri, mutasavufları,ilim ve kültür müesseseleri ile tesis ettiği ününü, zihinlere nakşetmiştir.
Osmanlı’nın merkezi olarak geçirdiği bir asırlık devirde; maddi ve manevi yükselmeler kaydeden Bursa şehrinin ilmi ve mistik havası, ilim ve kültür dünyamıza nice meşhur âlimler, şairler, tarihçiler, musikişinâslar kazandırmıştır.
Belli şehirlerde yetişen, vefat eden ve defnedilen mühim şahsiyetlerin hâl tercümeleri ve mevcut eserlerinden bölümler veren kitaplar olarak tertip edilen vefeyât_nâmelerin büyük bir çoğunluğunun Bursa üzerine kaleme alınmış olması fikrimizi ispatlar mahiyettedir. Bursa ile ilgili vefagât namelerin sayısını 10 olarak zigredebiliriz ki bu vefegâtlardan biri yazar Gazzizâde Abdullatif Efendiye ait olan Hulâsatü’l-vefeyât adlı eserdir. Büyük şahsiyetli alim bilinmiş Vefat edenlerin Hal tercümelerini yazmış ve vefagât nameler kaleme almıştır.
Halen Bursa Eski Eserler kütüphanesinde mevcut bulunan bu eser orjinal ve muellif hattıdır.
Abdüllâtif Nesîb, Muhammed Saîd, Ahmed hasîb isimlerinde üç oğlu ile Zeynep Zehra ve Hüsniye isminde iki kız evladı olmuştur.
Kız evladlarından Zehra Hanım; İncirli dergâhı Şeyhi Nâfız Efendi, Hüsniye Hanım ise Narlı şeyhi fahreddin efendi ile izdivaç yapmışlardır.
Gazzizâde Abdullâtif Efendi, Yadîgâr-ı Şemsi’de de nakledildiği gibi “âlîl vücûd nâzik mizaç imişler (hasta vucud ve nazik yapıda).Abdullâtif Efendi; Elliüç Muharreminde hastalığa tutulup 18 Şevvâl 1356 tarihinde vefat etmiştir.
Abdullâtif efendi ; Hayatının her safhasını tasavvufi prensiplere riâyet ederek geçirmiş;bağlı bulunduğu tarikatın vazgeçilmez prensiplerinden olan HALVET çıkarma işini defalarça yerine getirmiştir.
Abdullâtif Efendi; daha ziyade tasavvufî yönüyle tanınmış bir şahsiyettir. Her ne kadar edebî eserler ortaya koymuş olsa da , her şeyden önce bir Şeyh dir. Edebî kişiliği ise ikinci planda kalmıştır. Bu özelliğinden dolayıdır ki “Terâcim? kitapların da meşâyih zümresi arasında ele alınmış şairliğine ise fazla önem verilmemiştir.
Bunun yanı sıra , şimdiye kadar yazılan edebiyat tarihlerinde Abdullâtif Efendiye hemen hemen hiç yer verilmemektedir,feyz kaynağı arayan öz kullara bizde hatırlatalım kayda alalım dedik.
Edebiyat tarihçilerimiz, her nedense yazar hakkında son derece ilgisiz kalmışlardır. Bizce bunun sebebi, onun edebiyatçıların üzerinde durmalarını gerektirmeyecek derecede önemsiz bir şahsiyet olmasından değil, edebî kişiliğini ortaya koyan eserlerinin halk arasında yayılmamış olmasının yanısıra, şiirlerinin hemen hemen hepsinin tasavvufî bir özellik arzetmesi, meşhur şairlerde olduğu gibi çeşitli konularla ilgili fazla şiir yazmamasındandır.Abdullâtif Efendi tasavvufî tekke edebiyatımızın XVIII. Asırda yetişdirdiği müstesna zatlar arasında zigredilmeyi haketmiş bir şahsiyettir. Devrinde yetişen diğer meşahiye feyz kaynağı olabilecek eserlere sahiptir ki eserleri tetkik edildiğinde kıymeti idrak edilecektir.Eserlerinde Tasavvuf ve tasavvuf hayatını anlatan risaleleri ve Bursa şehrinin ruhani havasını yazar.Yaşadıklarını yaşamak duasıyla amin, ecmain. Vesselam.
Hacı Özkul
Not: Yazı osmanlıca cevirmedir. Orjinali osmanlıca ve cevirisi özel arşivimdedir.