DÜŞÜNÇE » 2007 » Aralık » 30
Ara 30

humanizmaslan.png  Yaratılmışlara baktım ve onları iki kısım gördüm: Düşmanlar ve Dostlar.

Düşmanlara baktım ve onların Allah dilemediği sürece bana bir diken dahi batıramayacaklarını anladım ve bir daha onlara bakmadım.

Sonra Dostlara tutundum ve onların Allah dilemediği sürece bana bir fayda sağlayamayacaklarını idrak ettim ve onlardan ayrılarak Allah (c.c) sığındım.

Akıllı adam Ana Babayı dost, Kardeşleri arkadaş, Eşleri sırdaş ve yoldaş ve arkadaş, oğulları iyi nam, kızları gözünün nuru birazda hasmı, Akrabayı borçlu, Kendisini yapayalnız görür.

     Nice arkadaşlıklar vardır sımsıkı gözükür uzaktan bakana, ama içyüzü kindir, düşmanlıktır, hasettir aslını görene.   

Ve böylesi inan açık düşmanlıktan daha beter! Bundan kaçınmayan kişi tedbirini almadan teknenin üzerinde uyuya kalmış birine benzer ki ufak bir dalgada kendini denizde bulurda boğulur balıklara yem olur.

 Dosta niçin “Dost� denilir Faydası umulurda ondan.

   Gündüzün, gecenin, soğuğun, sıcağın, yazın ve kışın parçalayamadığı taşı elekten geçiremezsin. Bakıp görmeyen, yaşayıp ibret almayan, nasihati kabul etmeyen burnu dik ahmağı terbiye edemezsin. Taşı taş yapan. Kum olmasına engel olan inadıdır. İnsanı taş kalpli yapan Kul olmaktan alıkoyan cahilliğidir. Cahil nasihat kabul etmez Ben demekten vazgeçmez, Unutma her insan dost olmaz fıtratı bozuk kendi gibi bilir insanı dost olan onunla başına gelmeyen kalmaz.

Su uzun uzun ateşte kaynatılıp iyice ısınsada, ataşe dökülse yine kül eder yine kül eder ateşi! Zira tabiatı bu. Düşmanı ile dost olan kişi boynunda yılan besleyen ahmak gibidir. Akıllı olan, elbet arkadaş olamaz kurnaz bir düşmanla. Şahsiyetli kişi kendi gibi şahsiyetli olanı sever. Akıllı ve asil kişiler yaptığı iyiliğe karşılık beklemezler. İyiler arasında arkadaşlık çabuk kurulur, kolay kolay kesilmez. Adi ve seviyesiz kişi ise ancak bir yarar umudu veya tehlike kaygısıyla arkadaşlık kurar. Dünya ehli iki şeyi birbirine takdim ederek dostluk kurarlar aralarında. Can ve Mal! Birbirine canlarını sunan hakiki samimi dostlardır. Mallarını sunanlar ise birbiriyle yardımlaşan, imkânlarını paylaşan sevinçli kişilerdir. Dünya menfaati için iyilik yapan eli açık davranan kişi kuşlara tane atan avcıya benzer. Niyeti yardın değil avlamaktır. Dostluğun hakkı öğüttür.

        Aslan az yemesinden dolayı canavarların kralı olmuştur. Az ye az konuş. Hayatta tatlı su içipte arkadan ecel şerbetini tatmayan kimse yoktur. Gamlı zamanlarda uygun arkadaş insana dert ortağı olur. Toz çabuk konar çabuk uçar, onun için bir yerde tutunamaz. Dağ yavaş yavaş meydana geldiği için yerinde ağır durur.Kaypaklık devranın sanatıdır.İşkembeye benzeyen o gibilere yalnız yüz tarafına bak geç. Sırlarını onların parmağına dolamaktan sakın. Onlar karşında nurdan daha saf görünür, arkanda gölgeden daha münafık yürürler, onlar mumdan daha doğru fakat sarmaşıktan daha düğümlü, sade görünüşlü fakat içten pazarlıklıdır. Eksik tarafını ,seni rezil etmek ister, iyilikleri unuturlar. Daima kusur arayan şikâyetçilerdir. Sana sevgi ve muhabbet gösterirler kinlerini düğümleyerek içlerinde saklarlar. Yanlarında sırrını açma, rezillik istemiyorsan onlara seslenme.Dalkavuk   .Menfaat kaygısıyla karışık her söz düşmanlıkla karışık bir dostluğun ifadesidir.Senlik benlik duygularından hasıl olan dostluğun daima düşmanlıkla ilgisi vardır.

  Dost rahatlık veren merhemdir. Dost senin kusurunu hüner, zehrini şerbet görür. Onlar sır saklayanlardır sahte dostlar ise rüzgar gibi hep gizli perdeleri açarlar.

Sana açıktan açığa dostluk gösteren bir kimsenin sevgisini kalbin inkâr ederse o dost değil bir düşmandır. Kimileride kendini pek gizler anlayamazsın anlaması zaman alır zaman onların düşmanı.

“Âhir zamanda öyle kimseler türeyecektir ki, bunlar dinlerini dünyalığa alet edeceklerdir. İnsanlara karşı koyun postuna bürünmüş gibi yumuşak ve güzel huylu görünürler. Dilleri şekerden bile tatlıdır, amma kalpleri kurt gönlü gibidir.
Aziz ve Celil olan Allah-u Teâlâ (bu gibi kimseler için) şöyle buyurur:
‘Bunlar acaba benim sonsuz affediciliğime mi güveniyorlar, yoksa bana karşı meydan mı okuyorlar? Ululuğum hakkı için, onlara öyle ağır bir musibet vereceğim ki, aralarında bulunan yumuşak başlılar şaşakalacaklardır.’� (Tirmizî)

Gerçek dostun kim olduğunu ceset ne bilsin, Vefalı dostu ancak kalp tanır. Bir kalbin yüz bin gamı vardır, solgun bir yüz, yüz diken yarası. Âlemde her varlık perde içinde senin sırrına ancak kalbin aşinadır. Bu gönül gamına, gam çekmiş gönüller bul. Dar kalpli değilsen sırrını güneş gibi ovaya yaymak niçin. Sana herhalde gerçek bir dost gerekli ise bunu kendinde ara! Dostunun içyüzünü anlamadan sakın gizli cevherlerini saçma, sende bu devranda edepli davranmak istiyorsan gece gördüklerini gündüz açığa vurma. Sen “Erzele Ömür� nedir bilirmisin  Erzele ömür perişan vaziyette ölüm demektir. Buna kimler müstahak bilirmisin dostuna kalleş olanlar ve Allah’a asi olanlar. Susamış kimseye sudan başka hiçbir şeyle rahatlık yoktur, Dostluğun vefası muhabbet yolunda gitmektir. Dostunun dostluğunu devam ettiremezsin onun hatalarını görmezlikten gelmezsen.

Cennette aranacak dostlar sen ziyaret etmek isteyeceksin dünya dostunu görmek isteyeceksin köşkünü sarayını dostun olmazsa dünyada kime gideceksin cennette. Dost bilmemişsin zorlamamışsın dost aramaya kendini kibir galip gelmiş nefsine herkese haset herkese düşman. Allah affetmiş seni cennettesin.  Cennette yalnız kendi başına kimle paylaşacaksın dünya hatıralarını, kime göstereceksin şekle girmiş amellerini köşkünü saraylarını. Dosta keder verdin dünyada zebaniler gibi asık suratınla pişmanlık çekeceksin cennette.Bir güzel yüz bir tebessüm etrafı cennet yapar dünyada bile. Dünyanı karartmışsın, dostunum diye girme dünyama seninle işim olmaz cennette bile.Bu rüya aleminde kara basan olma bana, göz yumulup gerçeği görünçe, pişmanlıklar gırtlağa düğümleninçe ne zor çıkar can, ete bürünmüş biz den.

Ne söz söylendi  ne dinleyenler oldu.Her türlü sürgün eziyet,hasret onlara.Dost bilirim , baba bilirim gözleri yaşlı efendiye, bizi uyandıran uzaklarda olsada , bizden başka kimse bizi bilmesede, Dostu Dosttan başka tanımazmış alnındaki nuru gören dost olmadıkça.Araya denizlerde girse,dost u dosta bağlayan dostun gözü yaşlı tatlı sözleri.Vesselam.

                                                                                                    Hacı Özkul Ongan

Ara 30

            Hased, takdîri değiştirmez Hased, kıskanmak, çekememek anlamında olup, kötü huylardandır. Allahü teâlânın, herhangi bir kimseye, ihsân ettiği nimetin, ondan çıkmasını istemek, hased olur. Zararlı olan şeylerin, o kimseden ayrılmasını istemek ise, hased olmaz, gayret olur. İlmini, mâl, mevki ele geçirmek, günâh işlemek için kullanan din adamından ilmin gitmesini istemek gayret olur. Mâlını harâmda, zulümde, İslâmiyyeti yıkmakta, bid’atları ve günâhları yaymakta kullanan kimsenin, mâlının yok olmasını istemek de, hased olmaz, din gayreti olur. Bir kimsenin kalbinde hased bulunur, kendisi buna üzülür, bunu istemezse, bu günâh olmaz. Kalbde bulunan hâtıra, düşünce, günâh sayılmaz. Hâtıranın kalbe gelmesi insanın elinde değildir. Bir kimse, kalbinde hased bulunmasından üzülmezse veyâ arzûsu ile hased ederse, günâh olur, harâm olur. Bu hasedini sözleri ile, hareketleri ile belli ederse, günâhı dahâ çok olur. Hadîs-i şerîfte; (İnsan, üç şeyden kurtulamaz: Sû-i zan, tayere, hased. Sû-i zan edince, buna uygun harekette bulunmayınız. Uğursuz zannettiğiniz şeyi, Allaha tevekkül ederek yapınız. Hased etdiğiniz kimseyi hiç incitmeyiniz!) buyuruldu. “Hasenâtı yok eder!�

    Allahü teâlâ, şeytânın şerrinden korunmamızı emrettiği gibi, hased edenin şerrinden de, sakınmamızı emretti. Hadîs-i şerîfte; (Nimet sâhiplerinden ihtiyâçlarınızı, gizli olarak isteyiniz. Çünkü, nimet sâhiblerine hased edilir) buyuruldu. Hased, ibâdetlerin sevâbını giderir. Hadîs-i şerîfte; (Hased etmekten sakınınız. Biliniz ki, ateş odunu yok ettiği gibi, hased de hasenâtı yok eder!) buyuruldu.

          Hased eden, hased ettiği kimseyi gıybet eder, çekiştirir, onun dedikodusunu yapar, mâlına, canına saldırır. Kıyâmet günü, bu zulümlerinin karşılığı olarak, hasenâtı alınarak, hased ettiği kimseye verilir! Kıskançlık yapan, hased eden, hased ettiği kimsedeki ni’metleri görünce, dünyâsı azâb içinde geçer, uykuları kaçar! Hayır, hasenât işleyenlere, on kat sevâb verilir. Hased, bunların dokuzunu yok eder, birisi kalır. Küfürden başka hiçbir günâh, hasenâtın sevâplarının hepsini yok etmez!  Hased yani kıskançlık, insanın kibirli olmasına da sebep olur! Kıskanç kimse, hased ettiği kimsede bulunan nimetlerin ondan ayrılarak kendisine gelmesini ister. Onun haklı olan sözlerini ve nasîhatlerini reddeder! Ondan bir şey sorup öğrenmek istemez. Kendinden yüksek olduğunu bildiği hâlde, ona tekebbür eder, büyüklük taslar. İmâm-ı Gazâlî hazretleri buyurdu ki: “Bütün kötülüklerin başı, kaynağı üçtür: Hased, riyâ, ucub. Kalbini bunlardan temizlemeğe çalış!� Ucub sâhibi, hep ben, ben der. Toplantılarda baş tarafta bulunmak ister. Her sözünün kabûl olunmasını ister. Abdullah bin Hubeyk hazretleri, Horasan’dan gelen ve kendisinden nasîhat isteyen bir sevdiğine; “Ey Horasanlı! Dilinle yalan söyleme, gözünle harama bakma. Kalbinle Müslüman kardeşine hased etme. Kin tutma ve iyi şeyler arzu et. Eğer böyle yapmazsan, sonunda bedbaht olursun� buyurmuştur.

         Abdullah-ı İsfehânî hazretleri buyuruyor ki: “İbâdetlerden lezzet alamamanın sebeplerinden biri de, haram ve şüpheli yemeklerdir. Eğer yenilen lokma şüpheli ise, ondan; hırs, şehvet, hased, adâvet, düşmanlık ve riyâ doğar.�

        Hiçbir hasedci, murâdına kavuşmamış, kimseden hürmet görmemiştir! Hased, sinirleri bozar. Ömrün azalmasına sebep olur. Ebû Sa’îd-i Esma’î hazretleri, 120 yaşında bir kimseye rastlar ve çok yaşamasının sırrını sorar. O kimse de; “Çünkü ben, hiç hased etmedim� cevabını verir.

     Ebülleys-i Semerkandî hazretleri buyuruyor ki: “Üç kimsenin duâsı kabûl olmaz: Harâm yiyenin, gıybet edenin, hased edenin.�

      Ömrü üzüntüyle geçer Hasedin zararı, hased edenedir! Çünkü hased olunanın, dünyâda ve âhirette, bundan hiç zararı olmaz, hattâ faydası olur. Hased edenin ömrü, üzüntü ile geçer. Hased ettiği kimsede nimetlerin azalmadığını, hattâ arttığını görerek, sinir buhrânları geçirir! :))Hasedden kurtulmak için, hased edilen kimseye hediyye göndermeli, nasîhat vermeli, onu medhetmeli, övmeli, ona karşı tevâzu göstermelidir. Ayrıcı onun nimetlerinin artmasına da duâ etmelidir. Akşemseddîn hazretleri bir sohbetinde; “Nîmete şükret, belâya sabret. Dünyânın mutluluğuna mağrûr olma. Kimseye kızma, eziyet ve cefâ etme. Ömrün uzun olsun istersen, kimsenin nîmetine hased etme. Kimseyi kötüleyip, atıp tutma� buyurmuştur. Netice olarak hased etmek, Allahü teâlânın takdîrini değiştirmez. Kişi, hased etmekle boşuna üzülmüş, yorulmuş olur. Kazandığı günâhlar da, cabası olur. Hazret-i Mu’âviyenin, oğluna nasîhat olarak buyurduğu gibi: “Hasedden çok sakın! Hasedin zararları sende, düşmanınınkinden dahâ önce ve dahâ çok hâsıl olur.�

  Kaynak :Osman Ünlü

 Hased eden kendini yıpratan olduğu gibi dostlukların sonunuda getirir. Her zaman söylerim içimden(sessizçe) herkese, duymasalarda sesimi, duysada oldu duymasada oldu,

  Hasedçi güçeneçek diye; Allah’ın bana taktir edip verdiÄŸine aman Elalem hased eder kıskanırlar ,güçüne gider milletin diye Kabul etmemezlik yapamam ver Allah’ım Daha fazlasını isterim der secdeye kapanırım. Kimi alır keyfe bakar, kimi alanı seyreder gaz yapar.Alan memnun veren memnun yazık etme kendine memnunların bozma keyfini.

  Baba malı deÄŸil alın teri    —–    Çalış seninde olur.——  Akıl zenginin sermayesidir.—- Yatanın üstüne kıra, çalışana kısmet yaÄŸar.  :)))))  ,—Çok düşünen akıldan(beyinden) , çok yatan ziyanda olur.—— Bana arkadaşını söyle sana kim olduÄŸunu söyleyeyim.—-Fakirin mahareti laf salatası, akıllının mahareti zengin olması.:))))—–Kurnaz  günü kurtarma derdin de adam satma onun sermayesi, Adam gibi adam da kendi iÅŸin derdinde. BulaÅŸmaz kimseye hak hukuktan vazgeçmez, Korkusu var Allah ‘a. 

  Ve Duamız olmalı her an her yerde ” Ya  Rabbi beni Riya dan, Kibirden, Hased etmekten!  Hasede uÄŸramaktan,Kıskançlıktan, Kıskançların ÅŸerrinden ve  kıskanç olmaktan koru. Allah’ım   göz açıp kapayana kadar olsada beni bana bırakma.Åžeytanların da vesveselerinden sana sığınırım. Amin.        demeli Vesselam.   

                                            Hacı Özkul ONGAN