Essalâtü vesselâmü aleyke ye Rasülullah , essalâtü vesselâmü aleyke ye Habiballah, essalâtü vesselâmü aleyke ye Seyyidel evveline vel ahirin.
Euzü billahi mineş şeytanir racim Bismillahir Rahmanir Rahiim,
Düşünçe (Tefekkür) en büyük ibadettir derler.Düşünçe insanın aklı nispetinde insana faydası olur.Niyetler ne kadar bozuk olursa düşünçe elden o kadar gider.Düşünçenin en efdali Allah’ı tefekkür etmektir.Allah dostu Allah’ı hiç aklından çıkarmayandır.
Düşünemeyenlerin Yolunu Düşünenler çizer. Ve ne düşündüğü, kimin için düşündüğü, ne niyetle düşündüğü, düşünme noksanlığı olanlarının yerine düşünenler düşünür ve düşünemeyenlerde düşünenlerin peşinden gider.Düşünemeyenler düşünenlerin düşünçeleri ile doldurulur.
Babamın düşündüğü beni, Benim düşündüğüm evladımı bağlamaz.
Doğru Düşünebilenler Doğru Düşünçeleri Takdir ve Kabul ederler.
Hidayet; Doğruyu görmek, Feraset; İnceliği Farketmek, Basiret: Kalp gözü ile hakikate varmak ise ,bunların ilmini nasıl kazanılaçağını öğrenmek doğru düşünmeyi düşünmek üzerimize büyük bir vebal ve görevdir.
Kimi Has-ül Has İnsanların düşünçeleri ile eğitilirde has kullardan olup kurtuluşa ve razı olunmuş kullardan olur. Kimi ise Kur’an-ı Kerim de ;
” Firavun , kıyamet gününde kavmini önüne düşeçek ve onları (çekip) ateşe götürecektir.Varacakları yer ne kötü yerdir!
Hud suresi , Ayet 98
Yani Firavun nasıl ki bu dünyada kavminden inkarcı olanların önüne düşmüş; onlarla Allah’ın Resulu Hz. Musa ve onun tebliğ ettiği hak dine karşı mücadele vermişse, yine nasıl ki Allah’ın Peygamberini takip edip yakalamak için kavmini arkasına takmış ve nihayet kendisi denizde boğulduğu gibi onlarında boğulmasına da sebep olmuşsa, aynı şekilde ahirettede kavminin önünde olarak hepsi birden cehenneme sürülecektir.
Dünyada yaptığı haksızlık, zulum ve insan düşmanları kafirler le yaptığı işbirliklerin sonucunda mutlak ama mutlaka ahiret azabını görmeden önce dünyada da görecektir cezasını ve nice işbirlikçilerin atların nalların altında ezildikleri gibi şimdi de paletlerin altında ezilmekte geride iz bırakılmamakta hatta
kalan zürriyetide bütün eziyetleri gördükten sonra ortadan kaldırılmaktadır. Yaşattıklarını mutlaka yaşamadan ölmez bu düşünçesiz düşünenler. Zulmü yapanlar düşündükleri ile kafiri sevimli gösterenler düşünçeleri ile halkı kandıranlar kendini , neslini mahvetmekteler.N e yazık onlara .
Kimi de böylece yanlış düşünçesindeki ısrarı sebebiyle helak olaçaktır. Dün bu böyleydi, bugün de . Belki yarında böyle olaçak.Böyle zamanımızda, yakın geçmişimizde, etrafımızda ki toplumlarda, Düşündüğünü kabul ettirip peşinden sürükleyenler yokmu?
Düşünene; düşünçesine , çevresine, ilmine, ameline bakarsak düşünenin düşündüğünde ne derece doğru olduğunu anlarız.Körü körüne her düşünenin peşinde giden, düşünçelerini düşünene satmış olur ki onsuz bir şey düşünemez onun düşündüklerinden başka birşeyde düşünmesine izin verilmez.Bir şekilde bağlanmıştır düşünemeyeceği yerlerden düşünçeleri.
Kuran-ı Kerim de sorar Allah (c.c) soru şeklinde Düşünmezminiz? diye değişik sureler içinde 13 Ayette.Düşünçenin cevapları hepsi Kuran-ı Kerimde vardır. Okudukça düşünürsün Düşündükçe çevabını Kuran-ı Kerimde bulursun. Ayetlere şüphe ile bakmadıkça!
Ve herşeyden çok Allah’ı düşüneçeksin yoksa gayrisi düşünçelerin zihnini meşgul ettikçe senin o putun olur.Ne kadar çok neyi düşünüyorsan mesela parayı, o senin putun olur. Aklın, fikrin, zigrin, hep para ise (bu başka bir değer de olabilir makam gibi, evlat gibi,araba gibi , iş gibi v.s.) başka bir şey düşünemez hale gelmiş isen bu düşündüğün senin putun olmuyorda ne oluyor her düşünen insana bunu sormak gerek.
Düşünmek Allah’a olmalı veya Allah’ın rızasını kazandıracak davranışaları düşünmek ve uygulamak olmalı sosyal ve şahsi hayatımızda.
Ve Dua etmeli; ” Allah’ım bize doğruyu yanlıştan ayırma yeteneği ver ve bizi salih kullarından eyle.” demeli, vesselam.
Hacı Özkul Ongan
Kur’an-ı Kerim’deki düşünçe ayetleri:
DÜŞÜN ki… (Sure2/Ayet30)
… Allah, DÜŞÜNesiniz diye, ayetlerini size böylece açıklıyor. (2/219)
… size öğütler vermek için indirdiği kitap ve hikmeti unutmayıp DÜŞÜNün. (2/231)
… İşte Allah, DÜŞÜNesiniz diye sizlere ayetlerini böyle anlatıyor. (2/266)
… Bunları özü temiz olanlardan başkası DÜŞÜNemez. (3/7)
… ayrılığa düşmeyin ve Allah’ın üzerinizdeki nimetini DÜŞÜNün… (3/103)
Eğer DÜŞÜNürseniz, sizlere ayetleri açıkça bildirdik. (3/118)
… göklerin ve yerin yaratılışı hakkında inceden inceye DÜŞÜNenler … (3/191)
Hala Kur’an’ı gerektiği gibi DÜŞÜNmezler mi? (4/82)
Bir zaman Musâ, kavmine: ‘Ey kavmim, Allah’ın size verdiği nimeti DÜŞÜNün:… (5/20)
… O halde ey temiz özü, DÜŞÜNür beyni olanlar,… (5/100)
De ki: ‘Kendinizi bir DÜŞÜNür müsünüz,… (6/40)
… Artık biraz DÜŞÜNmez misiniz? (6/50)
… Artık iyice bir DÜŞÜNmez misiniz? (6/80)
… İşte duydunuz ya, O, size DÜŞÜNesiniz diye bunları emretti! (6/151)
… Duydunuz ya, O, DÜŞÜNüp tutasınız diye bunları size emretti. (6/152)
Rabbinizden size indirilene uyun, O’nsuz başka velilere uymayın! Sizler pek az DÜŞÜNüyorsunuz! (7/3)
İşte bu, Allah’ın ayetlerindendir. Gerek ki, DÜŞÜNüp ibret alırlar. (7/26)
İşte ölüleri de böyle çıkaracağız. Gerek ki DÜŞÜNüp ibret alasınız. (7/57)
Sizi uyarmak için içinizden bir adam aracılığı ile size Rabbinizden bir ihtar geldiğine inanmayıp da şaşıyor musunuz? DÜŞÜNün ki,… (7/69)
Ve DÜŞÜNün ki,… (7/74)
… DÜŞÜNün ki, siz azlıktınız, O, sizi çoğalttı ve bakın o bozguncuların sonu ne oldu! (7/86)
Gerçekten biz, Firavun’a bağlı onları senelerce kıtlık ve hasılat eksikliği ile kıvrandırdık, gerektir ki, DÜŞÜNüp ibret alsınlar! (7/130)
Hem DÜŞÜNseniz ya, sizi Firavun’un adamlarından kurtardığımız zaman,… (7/141)
Bunlar hiç DÜŞÜNmediler mi ki,… (7/184)
…Ve bir de su ecellerinin yaklaşmış olması ihtimalini hiç DÜŞÜNmediler mi? … (7/185)
Allah’tan korkanlar, kendilerine şeytandan bir vesvese geldiği zaman, durup DÜŞÜNürler ve derhal gerçeği görmeye başlarlar. (7/201)
Ve DÜŞÜNün ki,… (8/26)
… daha önce Allah’ın ve peygamberinin rızasını DÜŞÜNmeleri gerekir. (9/62)
… işte Rabbiniz bu vasıfların sahibi olan Allah’tır! O halde O’na ibadet ediniz! Artık DÜŞÜNmez misiniz? (10/3)
… İşte DÜŞÜNebilecek bir kavim için ayetlerimizi böyle açıklıyoruz. (10/24)
… Bunlar hiç eşit olurlar mı? Artık DÜŞÜNmez misiniz? (11/24)
Ey kavmim, ben onları kovarsam, beni Allah’tan kim kurtaracak? Artık bir DÜŞÜNmez misiniz? ” (11/30)
…muhakkak bunda DÜŞÜNen bir topluluk için deliller vardir. (13/3)
Ve DÜŞÜNün ki Rabbiniz şöyle buyurmuştu:… (14/7)
Ve Allah, insanlara böyle misaller sunar ki, kavrayıp DÜŞÜNsünler. (14/25)
Ve DÜŞÜN o vakti ki, Rabbin meleklere:… (15/28)
… Elbette bunda DÜŞÜNce ve anlayışı olanlara deliller vardır. (15/75)
Onunla size ekin, zeytin, hurmalıklar, üzümler ve türlüsünden meyveler bitirir. Şüphesiz ki, bunda DÜŞÜNecek bir topluluk için bir ibret vardır. (16/11)
Daha yeryüzünde türlü renklerle yarattığı neler var sizin için. Elbette bunda derin DÜŞÜNenler için bir ibret vardır. (16/13)
Şimdi hiç yaratan, yaratmayan gibi olur mu? Artık siz, DÜŞÜNmeyecek misiniz? (16/17)
Onları açık mucizelerle ve kitaplarla göndermiştik. Sana da bu Kur’an’ı indirdik, insanlara kendilerine indirileni anlatasın diye. Belki DÜŞÜNürler. (16/44)
Sonra bütün meyvelerden ye ve Rabbinin kolay kıldığı yollara koy.’ İçlerinden çesitli renklerde bir içecek çıkar ki, onda insanlar için şifa vardır. Şüphesiz ki, bunda DÜŞÜNen bir topluluk için büyük bir ibret vardır. (16/69)
Biz bu ikazı bu Kur’an’da türlü şekillerde açıkladık ki; DÜŞÜNüp akıllarını başlarına alsınlar; oysa bu onların ancak ürkekliğini artırıyor! (17/41)
DÜŞÜN o günü ki, dağları yürüteceğiz; yeryüzünü çırıl çıplak göreceksin. (18/47)
”Yoksa o insan hiç birşey değilken, Bizim, kendisini yaratmış olduğumuzu DÜŞÜNmez mi? (19/67)
… takva yolunu tutarlar ya da o onlarda bir DÜŞÜNme, ibret alma meydana getirir. (20/113)
Ve o vakti DÜŞÜN ki, meleklere: ‘Adem için secde edin! ‘ dedik, hemen secde ettiler; ancak İblis dayattı. (20/116)
Acaba onlar bu sözü DÜŞÜNmezler mi, yoksa onlara eski atalarına gelmeyen bir şey mi geldi? (23/68)
Allah’a aittir.’ diyecekler. De ki: ‘O halde DÜŞÜNmez misiniz? (23/85)
… onlara selam vermeden girmeyin! Bu, sizin için daha hayırlıdır. Ola ki, DÜŞÜNürsünüz. (24/27)
Andolsun ki onu aralarında, DÜŞÜNsünler ve ibret alsınlar diye evirip çevirmekteyiz…. (25/50)
Yine O, DÜŞÜNmek veya şükretmek isteyenler için gece ile gündüzü birbiri ardınca getirdi.” (25/62)
(Musa) : ”O, doğunun, batının ve bunların arasındaki herşeyin Rabbidir, eğer DÜŞÜNüyorsaniz.’ dedi.” (26/28)
Dediler: ‘Biz güçlüyüz ve yiğit savaşçılarız; ama karar sana aittir. Ne emredeceğini DÜŞÜN. (27/33)
… Allah’la birlikte bir tanrı mı var? Siz pek az DÜŞÜNüyorsunuz! (27/62)
Andolsun ki, Biz Musa’ya o kitabı, ilk nesilleri helak ettikten sonra, insanların vicdanlarını aydınlatacak görüşler ve bir hidayet ve rahmet olmak üzere verdik; belki DÜŞÜNür, ibret alırlar. (28/43)
Yine Biz seslendiğimiz zaman da sen Tur’un yanında değildin; fakat senden önce kendilerine bir uyarıcı gelmemiş olan bir topluluğu uyarasın diye Rabbinden bir rahmet olarak gönderildin; ola ki, DÜŞÜNüp ibret alırlar. (28/46)
Andolsun ki, iyi DÜŞÜNsünler diye, onlar hakkında sözü uladık da uladık. (28/51)
”…. Allah yanındaki ise hem daha hayırlı, hem kalıcıdır; Artık DÜŞÜNmeyecek misiniz? ” (28/60)
”Vicdanlarında bir DÜŞÜNmediler mi? … (30/8)
… Şüphesiz ki bunda DÜŞÜNecek bir kavim için ibretler vardır. (30/21)
… İşte DÜŞÜNecek bir toplum için ayetleri böyle ayırdediyoruz. (30/28)
…. Artık DÜŞÜNmez misiniz? (32/4)
De ki: ‘Size sadece bir tek öğüt vereceğim: Allah için ikişer, üçer ve teker teker kalkarsınız sonra da iyi DÜŞÜNürsünüz; …. (34/46)
Ve onlar orada şöyle feryad ederler: ‘Ey Rabbimiz, bizleri çıkar da yaptıklarımızdan başka yararlı bir iş yapalım. (Onlara) : ‘Ya size orada DÜŞÜNecek olanın DÜŞÜNeceği kadar ömür vermedik mi ki? Hem size uyarıcı da geldi. O halde tadın; çünkü zalimleri kurtaracak yoktur! ‘ (denilecektir.) (35/37)
Uyarıldıklarında da DÜŞÜNmüyorlar. (37/13)
… geceleyin de; hala akıl edip DÜŞÜNmez misiniz? (37/138)
Hiç mi DÜŞÜNmezsiniz? (37/155)
Bu çok mübarek, kitabı, sana, özü temizler ayetlerini DÜŞÜNsünler ve ibret alsınlar diye indirdik. (38/29)
Çünkü Biz onları temiz bir hasletle, halis ahiret yurdu DÜŞÜNcesine ermiş has kullarımızdan kılmışızdır. (38/46)
Yemin ederim ki, bu Kur’an’da insanlar için her türlüsünden temsil getirdik. Gerek ki iyi DÜŞÜNsünler. (39/27)
… Şüphesiz ki bunda DÜŞÜNecek bir kavim için deliller vardır” (39/42)
Kör ile gören bir olmaz, iman edip iyi iyi işler yapan kimselerle kötülük yapan da (bir değildir) . Siz pek az DÜŞÜNüyorsunuz! (40/58)
…Ya kendilerini yaratmış olan Allah’ın onlardan daha kuvvetli olduğunu bir DÜŞÜNmediler de mi? Fakat ayetlerimizi inkar ediyorlardı. (41/15)
… DÜŞÜNün de istediğinizi yapın, çünkü o her ne yaparsanız görür. (41/40)
Biz onu (Kur’an’ı) senin dilinle kolaylaştırdık, gerek ki iyi DÜŞÜNsünler. (44/58)
Göklerde ve yerde olanların hepsini kendinden bir lütuf olarak size amâde kıldı. Şüphesiz ki bunda DÜŞÜNecek bir kavim için deliller vardır. (45/13)
Artık onu Allah’tan sonra kim yola getirebilir. Hala DÜŞÜNmez misiniz? (45/23)
Öyle olmasa, Kur’an’ı bir DÜŞÜNmezler mi? Yoksa kalpler üzerinde üst üste kilitleri mi var? (47/24)
Hem herşeyden iki çift yarattık ki, DÜŞÜNesiniz. (51/49)
Andolsun ki, o gemiyi bir ibret olarak bıraktık. Fakat DÜŞÜNen mi var ki, … (54/15)
Andolsun ki, Kur’an’ı DÜŞÜNmek için kolaylaştırdık; fakat DÜŞÜNen mi var? (54/17)
Andolsun ki, Kur’an’ı DÜŞÜNmek için kolaylaştırdık, fakat DÜŞÜNen mi var? (54/22)
Andolsun ki, Kur’an’ı DÜŞÜNmek için kolaylaştırdık, fakat DÜŞÜNen mi var? (54/32)
Andolsun ki, Kur’an’ı DÜŞÜNmek için kolaylaştırdık, fakat DÜŞÜNen mi var? (54/40)
Andolsun ki, emsalinizi hep helak ettik, fakat hani DÜŞÜNen? (54/51)
Muhakkak ilk yaratılışı biliyorsunuz. O halde DÜŞÜNsenize! (56/62)
… Ey görecek gözleri olanlar, DÜŞÜNün de ibret alın! (59/2)
… İşte Biz o misalleri, DÜŞÜNsünler diye insanlara veriyoruz. (59/21)
Bir kahin sözü de değildir. Siz pek az DÜŞÜNüyorsunuz! (69/42)
… Rabbinin ordularını sadece kendisi bilir; ve o ancak DÜŞÜNmek için insanlara bir öğüttür. (74/31)
Dileyen onu DÜŞÜNür, … (74/55)
Bununla beraber Allah dilemeyince, DÜŞÜNmezler; koruyacak da O’dur, bağışlayacak da! (74/56)
Artık onu dileyen DÜŞÜNsün! (80/12)
Onun için insan bir DÜŞÜNsün neden yaratıldığını! (86/5)
DÜŞÜNÇENİN GÜÇÜ
Siz evrendeki en güçlü mıknatıssınız. İçinizde barındırdığınız manyetik güç, yeryüzündeki her şeyden daha güçlü. Bu akıl sır ermez çekim gücünü yayan ise , sizin düşünceleriniz.
Yaşamınız boyunca hiç mutsuz olduğunuz bir konu üzerinde düşünürken, siz düşündükçe işlerin dahada kötüye gittiğini fark ettiğiniz oldumu? Bunu sebebi basit bir düşünceyi koruduğunuzda, çekim yasasının derhel işlemeye başlaması ve size benzer düşüncüleri getirmesidir. Böylece birkaç dakika içinde, okadar çok benzer mutsuz düşünceye kapılırsınız ki, durum size dahada kötü gelmeye başlar ve ne kadar çok düşünürseniz, o kadar çok mutsuz olursunuz.
İnsan olarak bizim burada yapmamız gereken şey, olmasını istediğimiz şeylere dair düşüncelerimize sıkı sıkıya tutunmak, ne istediğimizi kafamızın içinde netleştirip kesinleştirerek, Evrenin en büyük yasası olan çekim yasasını davet etmek için yakarmaya başlamaktır. Siz, hem üzerinde çok düşündüğünüz şey, hemde üzerinden en çok düşündüğünüz şeyi kendinize çekensiniz.
Şu an yaşadığınız hayat, geçmiş düşüncelerinizin yansımasıdır. Buna, yaşadığınız tüm mükemmelikler ve o kadarda mükemmel bulmadığınız her şey dahil. .Üzerinde en çok düşündüğünüz şeyleri kendinize çektiğinize göre, hayatınızın her alanında baskın olarak neler düşündüğünüzü görmek kolay, çünkü yaşadıklarınız bunlardan ibaretti şimdiye kadar.
Bir çok insan düşüncelerinin frekansları olduğunu anlayamıyor, Oysa düşünceler ölçülebilirler.. İşte bu yüzden, bir şeyi defalarca ve defalarca düşünürseniz,örneğin beğendiğiniz marka otomobile sahip olmayı,nihtiyacınız olan parayı kazanmayı, şirket kurmayı, ruh eşinizi bulmayı…Ve dileğinizi zihninizde canlandırırsanız, gerekli frekansı tutarlı biçimde yaymaya başlarsınız. Düşünceler somutlaşırlar.Düşünceler manyetik sinyaller yayarlar ve bu sinyaller ait oldukları düşüncelerin benzerlerini size doğru çekerler.
Ve sizler düşünçenin ne kadar kıymetli olduğunu anlamışınızdır. Hayat düşünçelerin sonucunda şekil alır.Dünya ve ahiret hayatımız hep düşünçelerin sonuçunda nihayetini bulur.Vesselam Hacı Özkul
Yorum Yapın