Ara
25
Günümüzde iş fikrine sahip olan bir girişimcinin en büyük ihtiyacı, bunu hayata geçirebilmek, kısacası işe başlayabilmek için sermaye bulmak. İşin çok başında olunması nedeniyle bu tür girişimcilerin bankalardan kredi temin etmesi çok kolay olmuyor.
Girişimcilere her türlü desteği vermeye hazır ve yeterli finansal araçlara sahip kurumlar bulunuyor. Bu desteklerin henüz kullanımı çok yaygın değil. Bu tür uygulamalar Türkiye’de girişimciliğe verilen önemin artmasıyla birlikte yeni yeni yaygınlaşıyor.
Örneğin KOSGEB’in “Başlangıç Sermayesi� desteği. Bu destek, KOSGEB’in yenilenen yönetmeliği paralelinde bu yıl içinde KOSGEB destekleri kapsamına alındı. Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı’nın “Girişim Fonu�, fiili olarak 1 Ocak 2007 tarihinde uygulanmaya başlandı. TÜBİTAK’ın “Teknogirişim Programı� da henüz iki ay önce başlatılan bir program. Bu konudaki uygulamaların, gelecekte daha geniş zeminlerde sürdürülmesi bekleniyor.
Gençlere Kullandırılıyor
Başlangıç sermayesi uygulamasıyla, özellikle eğitimli gençlerin girişimcilik konusunda desteklenmesi amaçlanıyor. Bu konuda örneğin Toplum Gönüllüleri Vakfı, “Gençlik İçin Girişimcilik� adını verdiği projeyi, üniversiteler ile işbirliği halinde yürütüyor. Benzer şekilde, TTGV, TÜBİTAK ve KOSGEB’in desteklerinde de, üniversite öğrencileri önemli bir yer tutuyor. Zaten, Türkiye’de yıllardır süregelen üniversite-sanayi işbirliği konusunun temelinde de bu tür projelerin hayatiyet kazanabilmesine dönük çalışmalar yatıyor.
KOSGEB’den 12 AY Ödemesiz Kredi
KOSGEB yeni destek yönetmeliğini bu yıl içinde yayınladı. Yapılan en önemli değişikliklerden bir tanesi, girişimcilere dönük olarak ‘Başlangıç Sermayesi’ desteğinin uygulanmaya başlaması. Bu, KOSGEB’in sadece KOBİ’ler değil, aynı zamanda girişimciliğin de geliştirilmesi yönündeki önemli bir adımı sayılabilir. Buna göre, Yeni Girişimci Desteği kapsamında, yeni girişimcilerin, destek sözleşmesi tarihinden itibaren en fazla üç yıllık süre içerisinde iş kurmaya Yönelik başlangıç giderleri ile makine-teçhizat ve donanım giderleri karşılanıyor.
Geri Ödemesiz Destek Var
KOSGEB, bu kapsamda, iş kurmaya yönelik başlangıç giderleri için geri ödemesiz 4 bin YTL tutarında destek veriyor. Bunun dışında yeni girişimcilerin sabit giderleri için de teminat karşılığı ve geri ödemeli olarak verilen destekleri de bulunuyor. Bu kapsamda, girişimcinin alacağı makine-teçhizat ve ofis donanımları için teminat karşılığı geri ödemeli olarak ve ilk 12 ay ödemesiz dönemden sonraki 24 ayda altı aylık dönemler halinde geri tahsil edilecek şekilde 40 bin YTL’ye kadar destek veriliyor. Girişimci eğer finansal kiralama yolu ile makine-teçhizat alacaksa, kiralama süresi en fazla dört yıl olacak şekilde, faturada yer alan peşin bedeli ve KDV dışında kalan kiralama giderleri için 10 bin YTL’ye kadar geri ödemesiz destek almak mümkün.
İŞ-GEM’de Yer Tahsisi
KOSGEB’in yeni girişimciye dönük bir diğer desteği, tesis sağlamak. İş Geliştirme Merkezi (İŞGEM) adı altında işletici kuruluşlar tarafından kurulan ve işletilen merkezlerde, yer tahsisi yapılıyor. Bunun için, faydalanacak olan şirketlerin imalat sanayi alanında faaliyet gösteriyor ve faaliyetine devam ediyor olma şartı aranıyor.
Girişimciliğe Özendiriyor
KOSGEB, Genç Girişimci Geliştirme Programı ile, özellikle gençlerin girişimciliğe özendirilmesi ve eğitim altyapısına sahip bilgiye dayalı, katma değere sahip iş fikirlerinin hayata geçirilmesini amaçlıyor Bu doğrultuda, orta öğrenim sonrası örgün ve yaygın öğretim kurumları ve üniversitelerde düzenlenen, kuramsal ve uygulamalı girişimcilik eğitim programlarıyla, gençlere, girişimcilik, iş planı hazırlama, iş kurma ve yönetme gibi konularda eğitim veriliyor.Bu programla, öğrencilerin kariyer planlaması yaptığı bir dönemde, girişimciliğin önlerine bir seçenek olarak sunulması amaçlanıyor. Verilen eğitim sonrasında, iş planı başarılı bulunduğu taktirde, iş fikrinin hayata geçmesi aşamasında girişimciye finansal destek de sağlanıyor.
TÜBİTAK 100 Bin YTL Destek Veriyor
TÜBİTAK’ın girişimciliği destekleme faaliyetleri, ağırlıklı olarak teknoloji tabanlı uygulamalar ekseninde gerçekleşiyor. Bu konuda, TÜBİTAK’ın en yeni uygulamalarından biri “Teknogirişim Programı�. “Teknoloji ve Yenilik Odaklı Girişimleri Destekleme Programı� olarak da adlandırılan “Teknogirişim Programı� özellikle eğitimli gençlerin, girişimcilik temelinde iş yaşamına kazandırılmasını, kendi iş fikirlerini hayata geçirmek üzere desteklenmesini öngörüyor. Henüz iki aylık olan bu programla, üniversite eğitimi almış gençlerin özellikle eğitim gördüğü alandaki bilgiye dayalı iş fikirlerini, ticari faaliyet olarak hayata geçirmeleri amaçlanıyor. Bu programdan lisans, yüksek lisans veya doktora düzeyinde eğitimli öğrenciler ve mezunlar yararlanabiliyorlar.
100 Bin YTL Destek Var
Program kapsamında, girişimci adaylarına iş fikri doğrultusunda bir şirket kurduruluyor. Bu yapılırken, söz konusu iş fikrinin hayata geçirilme aşamalarının değerlendirildiği bir iş planı da oluşturuluyor. Bir başka deyişle, girişimciye nasıl bir iş planı hazırlaması gerektiği öğretiliyor. İş planı doğrultusunda şirketini kuran girişimci, TÜBİTAK’tan finansal destek alabiliyor. Şirketin, personel, malzeme, alet/teçhizat/yazılım, seyahat, danışmanlık, hizmet alımı; ofis kira gideri ve ofise ait su, elektrik, ısıtma ve iletişim giderleri gibi maliyetlerinin yüzde 75’i, TÜBİTAK tarafından karşılanıyor. Bu kapsamda, girişimciye en fazla 100 bin YTL oranında destek olunuyor ve bu destek bir yıl süreyle veriliyor. Bu programdan yararlanmak istiyorsanız, üniversitelerin örgün öğrenim veren herhangi bir lisans programından bir yıl içinde mezun olabilecek durumda veya yüksek lisans ya da doktora öğrencisi olmanız veya lisans, yüksek lisans veya doktora derecelerinden birini ön başvuru tarihinden en çok beş yıl önce tamamlamış olmanız gerekiyor. Yani, üniversite lisans, yüksek lisans veya doktora eğitimini bitireli beş yıldan uzun zaman geçmiş olan kişilerin başvurusu, alınmıyor.
Nasıl Başvuracaksınız?
Programa başvuru için herhangi bir zaman sınırlaması bulunmuyor, istediğiniz tarihte başvuru yapabilirsiniz. Başvurmak için ise “Girişim Önerisi� ve “Girişim Planı� formlarını doldurmanız gerekiyor. Bu formlarda, TÜBİTAK tarafından ücretsiz olarak sağlanacak olan Girişimcilik ve İş Planı eğitimine katılmak isteyip istemediğinizi belirtebilirsiniz. “Girişim Önerisi� dahilinde, iş fikrinizin tanıtımını ve bir özetini yapmanız gerekiyor. Ayrıca iş fikrinizin yenilikçi yönünü belirtmeniz, örneğin iş fikrinizin ortaya çıkış nedenlerini ve amacını özetlemeniz isteniyor. Kurmayı planladığınız işletme ile ilgili bilgileri de belirttikten sonra, ihtiyacınız olan toplam bütçeyi ve TÜBİTAK dışında yararlanabileceğiniz muhtemel finans kaynaklarını da yine “Girişim Önerisi� başvurusu kapsamında belirtmeniz gerekenler arasında yer alıyor.
İş Süreçlerinizi Anlatmanız İsteniyor
Bir sonraki aşama olan “Girişim Planı� formundaysa, iş fikrinizin hayatiyet kazanması için uygulanacak yöntemlerle ilgili bilgiler bulunuyor. Ayrıca proje bütçesi, tahmini proje maliyet formları da yine bu form dahilinde veriliyor. Örneğin, iş fikrinizin hayata geçmesi için gerekli teçhizat ve bunların maliyeti, muhtemel seyahat giderleriniz ile işletme giderleriniz gibi maliyetleri, detaylı olarak bu formda belirtmelisiniz. Son olarak “Girişim Planı�nda; kurulacak işin pazar analizi, pazarlama planı, üretim ve yönetim planı ile finansal plan da yer almalı. Tüm bu bilgileri içeren başvuru formlarıyla TÜBİTAK’a başvuruda bulunmanız mümkün. TÜBİTAK’tan, söz konusu başvuru formlarını kılavuzları ile birlikte alabilirsiniz. Böylece başvuru formunda yer alan soruları yanıtlayarak, iş fikrinizin hayata geçmesi için iş planı hazırlama yolunda adım atabilirsiniz.
TTGV Yatırımın Yüzde 50’si Karşılanıyor
Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı’nın “Girişim Fon� çalışması, aslında bir risk sermayesi uygulaması. Bununla birlikte söz konusu fondan sadece işletmeler değil, hayata geçirilebilecek potansiyele sahip bir iş fikrine sahip olan girişimciler de faydalanabiliyor. Bu özelliğiyle “TTGV Girişim Fonu�, sadece mevcut işletmelere değil, başlangıç aşamasındaki girişimcilere de destek oluyor. “TTGV Girişim Fonu� çalışmasının ilk pilot uygulamaları, 2004 yılında başladı. TTGV bünyesinde Teknoloji Yatırım A.Ş.’nin kurulması ve gerekli altyapının oluşturulmasından sonra destek mekanizması hayata geçirildi. “TTGV Girişim Fonu�, destek başvurularını iki aylık dönemlerle alıyor. 45’inci dönem başvuruları mart ayı sonunda tamamlandı. Bu ay itibariyle 46’ıncı dönem başvuruları alınmaya başlanmış durumda. Teknoloji Geliştirme Vakfı adından da anlaşılacağı üzere, teknoloji ve ileri teknoloji alanındaki iş fikirlerine destek veriyor. Enformasyon ve iletişim teknolojisi, yaşam bilimleri olarak da adlandırılan biyo-teknoloji ve sağlık yatırımları, ileri mikro-elektronik, polimerler, yarı-iletkenler, kompozit materyaller gibi ürünlerden oluşan ileri malzeme üretimi, TTGV Girişim Fonu’nun yatırım yaptığı başlıca alanlar arasında yer alıyor.
Değerlendirmeyi 6 Uzman Yapıyor
Girişimci tarafından başvuru yapıldıktan sonra konu, TTGV bünyesindeki teknik ve mali uzmanlar tarafından değerlendirmeye alınıyor. Değerlendirme TTGV ve özel sektör yöneticilerinden oluşan 6 kişilik yatırım komitesi tarafından yapılıyor. Değerlendirme yapılırken, girişimcinin yetkin yönetim ekibine sahip olup olmadığına, ürünün pazar potansiyeline ve korunabilir pozisyonuna, iş fikrinin çıkış stratejisine ve yatırıma dönüştürme aşamalarına bakılıyor. Değerlendirme sonucunda, iş fikrinin hayata geçmesi yatırım komitesi tarafından uygun görülürse, girişimci ile birlikte yatırım maliyeti ortaya çıkarılıyor. “TTGV Girişim Fonu�, söz konusu yatırım maliyetinin, yüzde 50’sini karşılıyor. Başlangıç aşamasındaki işletmelere sermaye yatırımı yapan TTGV, şirketin azınlık hissedarı oluyor.
Kaynak: Ekonomist Dergisi
Ara
25
    “Elmas gibi ruhların, kömür tıynetli kimselerden ayrılması imtihana bağlıdır. İmtihanın olmadığı bir yerde altını taştan, topraktan; elması da kömürden ayırmak, en uğursuz ruhlar en yüce kametlerle iç içedir. İmtihanla, melekler gibi safi ruhlar, habis ruhlardan ayrılır ve mukadder yani miktarı ve taktir edilmiş zirvelere yürürler.� (…)
Bir imtihanlar zinciridir hayat baÅŸtan baÅŸa. Tâ çocukluktan baÅŸlar insanoÄŸlu için imtihanlar. Ve rûh bedenden ayrılacağı ana kadar da devam eder durur. Anlayıp sezebilenler için bu küçük küçük imtihanlar, birer eleme ve finale kalan ruhların tesbît edilmesiyle alâkalıdır. İnsanoÄŸlunun vicdanında ve rûhâ-nîlerin gözünde tesbît edilmesiyle…
ÇeÅŸit çeÅŸittir imtihanlar ve bütün bir hayat boyu, deÄŸiÅŸik boy ve derinlikte devam eder dururlar: Mektebe alınma imtihanı, sınıf geçme imtihanı, okul bitirme imtihanı; evlâdın babadan, babanın evlâttan bulma imtihanı ve daha bir sürü imtihan… Hele bunlar arasında insanî düşünce ve yüksek ideallerinden ötürü “saf dışıâ€? edilme ve vatandaÅŸlık haklarından mahrum bırakılma imtihanı oldukça ağır ve gurur kırıcıdır.
     Bir de düşmanın amansızlığı ve insafsızlığı yanında, vefasız dostların eliyle çekilen imtihanlar vardır ki; doğrusu dayanılması en güç olan imtihan da işte budur. Zira, düşmanın hasımca vaziyeti, insanlık mertlik, yiğitlik ile anlaşılmış olmasa bile, düşmanlık mantığına uygundur. Hatta düşünce yapısı, dünyaya bakış keyfiyeti ve değer hükümlerindeki farklılıklar çoğaldıkça da bu husûmetin artması -aynı mantıkla- tabiî görülebilir. Ne var ki aynı kader çizgisinde kavga verenlerin, aynı duygu ve düşünceleri paylaşanların kıskançlık ve rekabet hissiyle, gammazlamalara düşmeleri, kat’iyyen akıl ve mantıkla izah edilemez. Hele insanlık ve yiğitlik,mertlikle asla..!
Evet, böyle vefa umulan bir yerden ihânet ve cefâ görmek, hem acı hem de oldukça düşündürücüdür. Ama neylersin ki; aldatmanın akıllılık, yalnız bir fikre sahip olma1 ve saplantıların sadâkat, bağnazlığın muhafazakârlık sayıldığı bir dünyada, bu kabil belaya uğrama ve imtihanlar eksik olmayacağından, bilip dayanmadan başka da çaremiz yoktur. Evet, ferd olarak, aile olarak ve toplum olarak:
“Gelse celâlinden cefa
Yahud cemâlinden vefa
İkisi de câna safâ
Lütfun da hoş kahrın da hoş.�
deyip dayanma mecburiyetindeyiz. Vesselam.
Bakış açımızı değiştirerek imtahana şu şekilde de bakarsak aşağıda yazılanların doğruluğunu tastik edeçeksinizdir mutlaka.
  Acaba niçin Allah dostlarıyla uğraşılır?
Bir müminin aşık olduğu ve kendisinden gece gündüz feyiz aldığı bir Allah Dostuna, öbür mümin niçin düşman kesiliyor?
Bunu ilim mi gerektiriyor?
Hayır, müslümanım diyen bir kimse, dini ayakta tutan, takva yolunda başı çeken ve müslümanların göz aydınlığı olan bir insanla uğraşmaz.
Salih insanlarla uğraşmak büyük bir imtihandır. Herkes bu imtihanda kendini görür, nefsini tanır, içini dışa yansıtır.
Büyük veli Mevlânâ Celâleddin er-Rûmî (k.s) (672/1273), Mesnevî’sinde insanlardaki farklı yaratılış ve yöneliÅŸlerin nasıl sonuç verdiÄŸini şöyle ifade eder:
“Herkesin hareketi, bulunduÄŸu duraÄŸa (sahip olduÄŸu makama ve içinde olduÄŸu hâle) uygundur.
Herkes herşeyi kendi tabiat ve anlayışı çerçevesinde görür.
Mavi cam güneÅŸi, mavi gösterir; kırmızı cam da kırmızı. Fakat camlar renklerden arınır da (safi) beyaz olursa, beyaz cam, bütün öbür camlardan daha doÄŸru söyler. (GerçeÄŸi gösterir. HerÅŸeyi olduÄŸu gibi yansıtır), bütün camlara baÅŸ olur.”
Hz. Mevlânâ (k.s), bu sözüne şu hâdiseyi misal verir:
“Bir gün Resûlullah (a.s) karşıdan çıkageldi. Ebû Cehil O’nu görünce:
“HâşimoÄŸulları’ndan ÅŸu adam (Muhammed) ne kadar çirkin bir adam!” dedi. Hz. Peygamber (s.a.v) bunu duyunca tebessüm ederek:
-Haddi aÅŸtın ama doÄŸru söyledin! buyurdu. Sonra Ebû Bekir Sıddîk (r.a) geldi. Resûlullah’a (a.s) bakıp:
-Sen ne kadar güzelsin, yüzün ne kadar aydınlık, diye O’nu övdü. Resûlullah (a.s) ona da tebessüm ederek:
-Ey gönül ehli, sen de doğru söyledin, buyurdu. Orada bulunanlar:
-Ya Resûlallah! Çirkinsin diyene de, güzelsin diyene de: ‘DoÄŸru söyledin!’ buyurdunuz. Bunun hikmeti nedir? diye sordular. Resûlullah (a.s):
-Ben Allahu Teala’nın nuruyla cilalanmış bir aynayım. Herkes bende kendisini görür. Åžimdi de öyle oldu! buyurdu.” (Abdulbâkî Gölpınarlı, Mesnevî ÅŸerhi, I, 433-434)Anlatılır ki, Sultan Gazneli Mahmud, Åžeyh Ebu’l-Hasan el-Harkânî’yi (k.s) ziyarete geldi. Yanında bir müddet oturdu. Bir ara ona, Beyazid-i Bistâmî (k.s) hakkında ne düşündüğünü sordu. Harkânî (k.s):
-O öyle bir zattır ki onu gören kimse hidayete ulaşır ve saadeti elde eder, dedi. Sultan Mahmud:
-Bu nasıl oluyor? Ebu Cehil bile Hz. Resûlullah’ı (a.s) gördüğü halde sapıklıktan kurtulamadı! diye sorunca; Harkânî (k.s):
-O, Resûlullah’a (a.s) Allah’ın Resulü olarak deÄŸil, Ebu Tâlib’in yetimi Muhammed diye baktı. EÄŸer Resûlullah’ı, Allah’ın Resulü olarak görseydi, ÅŸekavetten kurtulur, saadete ererdi, dedi ve buna delil olarak, Allahu Teala’nın ÅŸu ayetini okudu:
“Onların sana baktıklarını görürsün. Halbuki onlar, (kalp gözleri ve basiretleri kör olduÄŸu için) seni (aslî hüviyetinle) göremezler.” (A’râf 7/198.)
Sonra şöyle devam etti:
-Resûlullah’ı (a.s) baÅŸ gözüyle görmüş olmak bu saadeti temin etmez. Ona kalb ve sır gözüyle (ibret ve muhabbet nazarıyla) bakılırsa bu saadete ulaşılır. İşte kim, Beyazıd-i Bistami’yi (k.s) bu mana gözüyle görür ve ondaki marifet ilminden nasiplenirse, saadeti bulur” dedi.
 (Kaynak: Ferîdüddîn Attâr, Tezkiretü’l-Evliyâ, (Haz: S. UludaÄŸ) 678; Hânî, el-Hadâiku’l-Verdiyye, (Trc: A. Akçiçek), 462; ibrahim Hilmi, Medâricü’l-Hakîka, 36; Bursevî, Rûhu’l- Beyan, III, 297.)
Â
  Kulluğa özenen özkul  der ki; herkes yazılanlardan, dinlediklerinden, anlatılanlardan nasibinçe anlar.Ya bildiğinle amel edersin ya da bildiğini Bilen
olduğunu bildiğin halde isyan edersin.Bu ne çüret ! her kul ektiğini mutlaka biçer bügün olmazsa , yarın mutlaka.
Ara
25
Â
          Â
                Â
                            Essalâtü vesselâmü aleyke ye Rasülullah , essalâtü vesselâmü aleyke ye Habiballah, essalâtü vesselâmü aleyke ye Seyyidel evveline vel ahirin.
Euzü billahi mineş şeytanir racim Bismillahir Rahmanir Rahiim,
 Düşünçe (Tefekkür) en büyük ibadettir derler.Düşünçe insanın aklı nispetinde insana faydası olur.Niyetler ne kadar bozuk olursa düşünçe elden o kadar gider.Düşünçenin en efdali Allah’ı tefekkür etmektir.Allah dostu Allah’ı hiç aklından çıkarmayandır.
  Düşünemeyenlerin Yolunu Düşünenler çizer. Ve ne düşündüğü, kimin için düşündüğü, ne niyetle düşündüğü, düşünme noksanlığı olanlarının yerine düşünenler düşünür ve düşünemeyenlerde düşünenlerin peşinden gider.Düşünemeyenler düşünenlerin düşünçeleri ile doldurulur.
Babamın düşündüğü beni, Benim düşündüğüm evladımı baÄŸlamaz.                                   Â
Doğru Düşünebilenler Doğru Düşünçeleri Takdir ve Kabul ederler.
   Hidayet; DoÄŸruyu görmek,    Feraset; İnceliÄŸi Farketmek,  Basiret: Kalp gözü ile hakikate varmak      ise ,bunların ilmini nasıl kazanılaçağını öğrenmek doÄŸru düşünmeyi düşünmek üzerimize büyük bir vebal ve görevdir.Â
Kimi Has-ül Has İnsanların düşünçeleri ile eÄŸitilirde has kullardan olup kurtuluÅŸa ve razı olunmuÅŸ kullardan olur. Kimi ise Kur’an-ı Kerim de   ;
” Firavun , kıyamet gününde kavmini önüne düşeçek ve onları (çekip) ateÅŸe götürecektir.Varacakları yer ne kötü yerdir!Â
 Hud suresi , Ayet 98
 Yani Firavun nasıl ki bu dünyada kavminden inkarcı olanların önüne düşmüş; onlarla Allah’ın Resulu Hz. Musa ve onun tebliÄŸ ettiÄŸi hak dine karşı mücadele vermiÅŸse, yine nasıl ki Allah’ın Peygamberini takip edip yakalamak için kavmini arkasına takmış ve nihayet kendisi denizde boÄŸulduÄŸu gibi onlarında boÄŸulmasına da sebep olmuÅŸsa, aynı ÅŸekilde ahirettede kavminin önünde olarak hepsi birden cehenneme sürülecektir.  Â
      Â
            Dünyada yaptığı haksızlık, zulum ve insan düşmanları kafirler le yaptığı iÅŸbirliklerin sonucunda mutlak ama mutlaka ahiret azabını görmeden önce dünyada da görecektir cezasını ve nice iÅŸbirlikçilerin atların nalların altında ezildikleri gibi ÅŸimdi de paletlerin altında ezilmekte geride iz bırakılmamakta hatta             Â
                    kalan zürriyetide bütün eziyetleri gördükten sonra ortadan kaldırılmaktadır. Yaşattıklarını mutlaka yaşamadan ölmez bu düşünçesiz düşünenler. Zulmü yapanlar düşündükleri ile kafiri sevimli gösterenler düşünçeleri ile halkı kandıranlar kendini , neslini mahvetmekteler.N e yazık onlara .
  Kimi de böylece yanlış düşünçesindeki ısrarı sebebiyle helak olaçaktır. Dün bu böyleydi, bugün de . Belki yarında böyle olaçak.Böyle zamanımızda, yakın geçmiÅŸimizde, etrafımızda ki toplumlarda, Düşündüğünü kabul ettirip peÅŸinden sürükleyenler yokmu?Â
 Düşünene; düşünçesine , çevresine, ilmine, ameline bakarsak düşünenin düşündüğünde ne derece doğru olduğunu anlarız.Körü körüne her düşünenin peşinde giden, düşünçelerini düşünene satmış olur ki onsuz bir şey düşünemez onun düşündüklerinden başka birşeyde düşünmesine izin verilmez.Bir şekilde bağlanmıştır düşünemeyeceği yerlerden düşünçeleri.
  Kuran-ı Kerim de sorar Allah (c.c) soru şeklinde Düşünmezminiz? diye değişik sureler içinde 13 Ayette.Düşünçenin cevapları hepsi Kuran-ı Kerimde vardır. Okudukça düşünürsün Düşündükçe çevabını Kuran-ı Kerimde bulursun. Ayetlere şüphe ile bakmadıkça!
    Ve herÅŸeyden çok Allah’ı düşüneçeksin yoksa gayrisi düşünçelerin zihnini meÅŸgul ettikçe senin o putun olur.Ne kadar çok neyi düşünüyorsan mesela parayı, o senin putun olur. Aklın, fikrin, zigrin, hep para ise (bu baÅŸka bir deÄŸer de olabilir makam gibi, evlat gibi,araba gibi , iÅŸ gibi v.s.) baÅŸka bir ÅŸey düşünemez hale gelmiÅŸ isen bu düşündüğün senin putun olmuyorda ne oluyor her düşünen insana bunu sormak gerek.  Â
 Düşünmek Allah’a olmalı veya Allah’ın rızasını kazandıracak davranışaları düşünmek ve uygulamak olmalı sosyal ve ÅŸahsi hayatımızda.Â
Ve Dua etmeli; ” Allah’ım bize doÄŸruyu yanlıştan ayırma yeteneÄŸi ver ve bizi salih kullarından eyle.” demeli, vesselam.
                                                                                                           Hacı  Özkul  Ongan
Kur’an-ı Kerim’deki düşünçe ayetleri:
DÜŞÜN ki… (Sure2/Ayet30)
… Allah, DÜŞÜNesiniz diye, ayetlerini size böylece açıklıyor. (2/219)
… size öğütler vermek için indirdiÄŸi kitap ve hikmeti unutmayıp DÜŞÜNün. (2/231)
… İşte Allah, DÜŞÜNesiniz diye sizlere ayetlerini böyle anlatıyor. (2/266)
… Bunları özü temiz olanlardan baÅŸkası DÜŞÜNemez. (3/7)
… ayrılığa düşmeyin ve Allah’ın üzerinizdeki nimetini DÜŞÜNün… (3/103)
Eğer DÜŞÜNürseniz, sizlere ayetleri açıkça bildirdik. (3/118)
… göklerin ve yerin yaratılışı hakkında inceden inceye DÜŞÜNenler … (3/191)
Hala Kur’an’ı gerektiÄŸi gibi DÜŞÜNmezler mi? (4/82)
Bir zaman Musâ, kavmine: ‘Ey kavmim, Allah’ın size verdiÄŸi nimeti DÜŞÜNün:… (5/20)
… O halde ey temiz özü, DÜŞÜNür beyni olanlar,… (5/100)
De ki: ‘Kendinizi bir DÜŞÜNür müsünüz,… (6/40)
… Artık biraz DÜŞÜNmez misiniz? (6/50)
… Artık iyice bir DÜŞÜNmez misiniz? (6/80)
… İşte duydunuz ya, O, size DÜŞÜNesiniz diye bunları emretti! (6/151)
… Duydunuz ya, O, DÜŞÜNüp tutasınız diye bunları size emretti. (6/152)
Rabbinizden size indirilene uyun, O’nsuz baÅŸka velilere uymayın! Sizler pek az DÜŞÜNüyorsunuz! (7/3)
İşte bu, Allah’ın ayetlerindendir. Gerek ki, DÜŞÜNüp ibret alırlar. (7/26)
İşte ölüleri de böyle çıkaracağız. Gerek ki DÜŞÜNüp ibret alasınız. (7/57)
Sizi uyarmak için içinizden bir adam aracılığı ile size Rabbinizden bir ihtar geldiÄŸine inanmayıp da ÅŸaşıyor musunuz? DÜŞÜNün ki,… (7/69)
Ve DÜŞÜNün ki,… (7/74)
… DÜŞÜNün ki, siz azlıktınız, O, sizi çoğalttı ve bakın o bozguncuların sonu ne oldu! (7/86)
Gerçekten biz, Firavun’a baÄŸlı onları senelerce kıtlık ve hasılat eksikliÄŸi ile kıvrandırdık, gerektir ki, DÜŞÜNüp ibret alsınlar! (7/130)
Hem DÜŞÜNseniz ya, sizi Firavun’un adamlarından kurtardığımız zaman,… (7/141)
Bunlar hiç DÜŞÜNmediler mi ki,… (7/184)
…Ve bir de su ecellerinin yaklaÅŸmış olması ihtimalini hiç DÜŞÜNmediler mi? … (7/185)
Allah’tan korkanlar, kendilerine ÅŸeytandan bir vesvese geldiÄŸi zaman, durup DÜŞÜNürler ve derhal gerçeÄŸi görmeye baÅŸlarlar. (7/201)
Ve DÜŞÜNün ki,… (8/26)
… daha önce Allah’ın ve peygamberinin rızasını DÜŞÜNmeleri gerekir. (9/62)
… iÅŸte Rabbiniz bu vasıfların sahibi olan Allah’tır! O halde O’na ibadet ediniz! Artık DÜŞÜNmez misiniz? (10/3)
… İşte DÜŞÜNebilecek bir kavim için ayetlerimizi böyle açıklıyoruz. (10/24)
… Bunlar hiç eÅŸit olurlar mı? Artık DÜŞÜNmez misiniz? (11/24)
Ey kavmim, ben onları kovarsam, beni Allah’tan kim kurtaracak? Artık bir DÜŞÜNmez misiniz? ” (11/30)
…muhakkak bunda DÜŞÜNen bir topluluk için deliller vardir. (13/3)
Ve DÜŞÜNün ki Rabbiniz şöyle buyurmuÅŸtu:… (14/7)
Ve Allah, insanlara böyle misaller sunar ki, kavrayıp DÜŞÜNsünler. (14/25)
Ve DÜŞÜN o vakti ki, Rabbin meleklere:… (15/28)
… Elbette bunda DÜŞÜNce ve anlayışı olanlara deliller vardır. (15/75)
Onunla size ekin, zeytin, hurmalıklar, üzümler ve türlüsünden meyveler bitirir. Şüphesiz ki, bunda DÜŞÜNecek bir topluluk için bir ibret vardır. (16/11)
Daha yeryüzünde türlü renklerle yarattığı neler var sizin için. Elbette bunda derin DÜŞÜNenler için bir ibret vardır. (16/13)
Şimdi hiç yaratan, yaratmayan gibi olur mu? Artık siz, DÜŞÜNmeyecek misiniz? (16/17)
Onları açık mucizelerle ve kitaplarla göndermiÅŸtik. Sana da bu Kur’an’ı indirdik, insanlara kendilerine indirileni anlatasın diye. Belki DÜŞÜNürler. (16/44)
Sonra bütün meyvelerden ye ve Rabbinin kolay kıldığı yollara koy.’ İçlerinden çesitli renklerde bir içecek çıkar ki, onda insanlar için ÅŸifa vardır. Şüphesiz ki, bunda DÜŞÜNen bir topluluk için büyük bir ibret vardır. (16/69)
Biz bu ikazı bu Kur’an’da türlü ÅŸekillerde açıkladık ki; DÜŞÜNüp akıllarını baÅŸlarına alsınlar; oysa bu onların ancak ürkekliÄŸini artırıyor! (17/41)
DÜŞÜN o günü ki, dağları yürüteceğiz; yeryüzünü çırıl çıplak göreceksin. (18/47)
”Yoksa o insan hiç birÅŸey deÄŸilken, Bizim, kendisini yaratmış olduÄŸumuzu DÜŞÜNmez mi? (19/67)
… takva yolunu tutarlar ya da o onlarda bir DÜŞÜNme, ibret alma meydana getirir. (20/113)
Ve o vakti DÜŞÜN ki, meleklere: ‘Adem için secde edin! ‘ dedik, hemen secde ettiler; ancak İblis dayattı. (20/116)
Acaba onlar bu sözü DÜŞÜNmezler mi, yoksa onlara eski atalarına gelmeyen bir şey mi geldi? (23/68)
Allah’a aittir.’ diyecekler. De ki: ‘O halde DÜŞÜNmez misiniz? (23/85)
… onlara selam vermeden girmeyin! Bu, sizin için daha hayırlıdır. Ola ki, DÜŞÜNürsünüz. (24/27)
Andolsun ki onu aralarında, DÜŞÜNsünler ve ibret alsınlar diye evirip çevirmekteyiz…. (25/50)
Yine O, DÜŞÜNmek veya şükretmek isteyenler için gece ile gündüzü birbiri ardınca getirdi.” (25/62)
(Musa) : ”O, doÄŸunun, batının ve bunların arasındaki herÅŸeyin Rabbidir, eÄŸer DÜŞÜNüyorsaniz.’ dedi.” (26/28)
Dediler: ‘Biz güçlüyüz ve yiÄŸit savaşçılarız; ama karar sana aittir. Ne emredeceÄŸini DÜŞÜN. (27/33)
… Allah’la birlikte bir tanrı mı var? Siz pek az DÜŞÜNüyorsunuz! (27/62)
Andolsun ki, Biz Musa’ya o kitabı, ilk nesilleri helak ettikten sonra, insanların vicdanlarını aydınlatacak görüşler ve bir hidayet ve rahmet olmak üzere verdik; belki DÜŞÜNür, ibret alırlar. (28/43)
Yine Biz seslendiÄŸimiz zaman da sen Tur’un yanında deÄŸildin; fakat senden önce kendilerine bir uyarıcı gelmemiÅŸ olan bir topluluÄŸu uyarasın diye Rabbinden bir rahmet olarak gönderildin; ola ki, DÜŞÜNüp ibret alırlar. (28/46)
Andolsun ki, iyi DÜŞÜNsünler diye, onlar hakkında sözü uladık da uladık. (28/51)
”…. Allah yanındaki ise hem daha hayırlı, hem kalıcıdır; Artık DÜŞÜNmeyecek misiniz? ” (28/60)
”Vicdanlarında bir DÜŞÜNmediler mi? … (30/8)
… Şüphesiz ki bunda DÜŞÜNecek bir kavim için ibretler vardır. (30/21)
… İşte DÜŞÜNecek bir toplum için ayetleri böyle ayırdediyoruz. (30/28)
…. Artık DÜŞÜNmez misiniz? (32/4)
De ki: ‘Size sadece bir tek öğüt vereceÄŸim: Allah için ikiÅŸer, üçer ve teker teker kalkarsınız sonra da iyi DÜŞÜNürsünüz; …. (34/46)
Ve onlar orada şöyle feryad ederler: ‘Ey Rabbimiz, bizleri çıkar da yaptıklarımızdan baÅŸka yararlı bir iÅŸ yapalım. (Onlara) : ‘Ya size orada DÜŞÜNecek olanın DÜŞÜNeceÄŸi kadar ömür vermedik mi ki? Hem size uyarıcı da geldi. O halde tadın; çünkü zalimleri kurtaracak yoktur! ‘ (denilecektir.) (35/37)
Uyarıldıklarında da DÜŞÜNmüyorlar. (37/13)
… geceleyin de; hala akıl edip DÜŞÜNmez misiniz? (37/138)
Hiç mi DÜŞÜNmezsiniz? (37/155)
Bu çok mübarek, kitabı, sana, özü temizler ayetlerini DÜŞÜNsünler ve ibret alsınlar diye indirdik. (38/29)
Çünkü Biz onları temiz bir hasletle, halis ahiret yurdu DÜŞÜNcesine ermiş has kullarımızdan kılmışızdır. (38/46)
Yemin ederim ki, bu Kur’an’da insanlar için her türlüsünden temsil getirdik. Gerek ki iyi DÜŞÜNsünler. (39/27)
… Şüphesiz ki bunda DÜŞÜNecek bir kavim için deliller vardır” (39/42)
Kör ile gören bir olmaz, iman edip iyi iyi işler yapan kimselerle kötülük yapan da (bir değildir) . Siz pek az DÜŞÜNüyorsunuz! (40/58)
…Ya kendilerini yaratmış olan Allah’ın onlardan daha kuvvetli olduÄŸunu bir DÜŞÜNmediler de mi? Fakat ayetlerimizi inkar ediyorlardı. (41/15)
… DÜŞÜNün de istediÄŸinizi yapın, çünkü o her ne yaparsanız görür. (41/40)
Biz onu (Kur’an’ı) senin dilinle kolaylaÅŸtırdık, gerek ki iyi DÜŞÜNsünler. (44/58)
Göklerde ve yerde olanların hepsini kendinden bir lütuf olarak size amâde kıldı. Şüphesiz ki bunda DÜŞÜNecek bir kavim için deliller vardır. (45/13)
Artık onu Allah’tan sonra kim yola getirebilir. Hala DÜŞÜNmez misiniz? (45/23)
Öyle olmasa, Kur’an’ı bir DÜŞÜNmezler mi? Yoksa kalpler üzerinde üst üste kilitleri mi var? (47/24)
Hem herşeyden iki çift yarattık ki, DÜŞÜNesiniz. (51/49)
Andolsun ki, o gemiyi bir ibret olarak bıraktık. Fakat DÜŞÜNen mi var ki, … (54/15)
Andolsun ki, Kur’an’ı DÜŞÜNmek için kolaylaÅŸtırdık; fakat DÜŞÜNen mi var? (54/17)
Andolsun ki, Kur’an’ı DÜŞÜNmek için kolaylaÅŸtırdık, fakat DÜŞÜNen mi var? (54/22)
Andolsun ki, Kur’an’ı DÜŞÜNmek için kolaylaÅŸtırdık, fakat DÜŞÜNen mi var? (54/32)
Andolsun ki, Kur’an’ı DÜŞÜNmek için kolaylaÅŸtırdık, fakat DÜŞÜNen mi var? (54/40)
Andolsun ki, emsalinizi hep helak ettik, fakat hani DÜŞÜNen? (54/51)
Muhakkak ilk yaratılışı biliyorsunuz. O halde DÜŞÜNsenize! (56/62)
… Ey görecek gözleri olanlar, DÜŞÜNün de ibret alın! (59/2)
… İşte Biz o misalleri, DÜŞÜNsünler diye insanlara veriyoruz. (59/21)
Bir kahin sözü de değildir. Siz pek az DÜŞÜNüyorsunuz! (69/42)
… Rabbinin ordularını sadece kendisi bilir; ve o ancak DÜŞÜNmek için insanlara bir öğüttür. (74/31)
Dileyen onu DÜŞÜNür, … (74/55)
Bununla beraber Allah dilemeyince, DÜŞÜNmezler; koruyacak da O’dur, bağışlayacak da! (74/56)
Artık onu dileyen DÜŞÜNsün! (80/12)
Onun için insan bir DÜŞÜNsün neden yaratıldığını! (86/5)   Â
DÜŞÜNÇENİN GÜÇÜ
Siz evrendeki en güçlü mıknatıssınız. İçinizde barındırdığınız manyetik güç, yeryüzündeki her şeyden daha güçlü. Bu akıl sır ermez çekim gücünü yayan ise , sizin düşünceleriniz.
Yaşamınız boyunca hiç mutsuz olduğunuz bir konu üzerinde düşünürken, siz düşündükçe işlerin dahada kötüye gittiğini fark ettiğiniz oldumu? Bunu sebebi basit bir düşünceyi koruduğunuzda, çekim yasasının derhel işlemeye başlaması ve size benzer düşüncüleri getirmesidir. Böylece birkaç dakika içinde, okadar çok benzer mutsuz düşünceye kapılırsınız ki, durum size dahada kötü gelmeye başlar ve ne kadar çok düşünürseniz, o kadar çok mutsuz olursunuz.
İnsan olarak bizim burada yapmamız gereken şey, olmasını istediğimiz şeylere dair düşüncelerimize sıkı sıkıya tutunmak, ne istediğimizi kafamızın içinde netleştirip kesinleştirerek, Evrenin en büyük yasası olan çekim yasasını davet etmek için yakarmaya başlamaktır. Siz, hem üzerinde çok düşündüğünüz şey, hemde üzerinden en çok düşündüğünüz şeyi kendinize çekensiniz.
Şu an yaşadığınız hayat, geçmiş düşüncelerinizin yansımasıdır. Buna, yaşadığınız tüm mükemmelikler ve o kadarda mükemmel bulmadığınız her şey dahil. .Üzerinde en çok düşündüğünüz şeyleri kendinize çektiğinize göre, hayatınızın her alanında baskın olarak neler düşündüğünüzü görmek kolay, çünkü yaşadıklarınız bunlardan ibaretti şimdiye kadar.
Bir çok insan düşüncelerinin frekansları olduğunu anlayamıyor, Oysa düşünceler ölçülebilirler.. İşte bu yüzden, bir şeyi defalarca ve defalarca düşünürseniz,örneğin beğendiğiniz marka otomobile sahip olmayı,nihtiyacınız olan parayı kazanmayı, şirket kurmayı, ruh eşinizi bulmayı…Ve dileğinizi zihninizde canlandırırsanız, gerekli frekansı tutarlı biçimde yaymaya başlarsınız. Düşünceler somutlaşırlar.Düşünceler manyetik sinyaller yayarlar ve bu sinyaller ait oldukları düşüncelerin benzerlerini size doğru çekerler.
 Ve sizler düşünçenin ne kadar kıymetli olduğunu anlamışınızdır. Hayat düşünçelerin sonucunda şekil alır.Dünya ve ahiret hayatımız hep düşünçelerin sonuçunda nihayetini bulur.Vesselam     Hacı Özkul